MARKALARIN SEÇİM DÖNEMİNDE DİKKAT ETMESİ GEREKENLER
Ülkemiz yakın zamanda kritik bir seçime gidecek. Seçim süreci ülkedeki her şeyi etkilediği gibi markaların iletişim çalışmalarını da etkiliyor. Üstelik normal zamanda tepki görmeyecek çok basit mesajlar bile bu süreç içerisinde markaların linç edilmesine sebep olabiliyor. Türk halkı, "pide yumurtalı mı olmalı yoksa yumurtasız mı" sorusunu duyduğunda bile kutuplaşacak seviyeye geldi. Bu durum, markaların yaptıkları TV reklamları, gazetelerde çıkan haberleri, marka temsilcilerinin röportajları ve sosyal medya postlarına kadar her şeyin en ince ayrıntısına kadar dikkat edilerek hazırlanmasını zorunlu kılıyor.
MARKA İNŞA ETMEK BİR ÖMÜR SÜRER LİNÇ EDİLMEK BİR DAKİKA
Sosyal medya linçleri çoğu zaman kısa süreli olsa da marka itibarını oldukça olumsuz yönde etkiler. Ayrıca sosyal medyada yaşanan linç her zaman sözel seviyede kalmaz. Tüketiciler markayı boykota da gidebilir. Üstelik bu denli tehlikeli bir durum olan sosyal medya linci her markanın başına her an gelebilir. İletişim çalışmaları sırasında yapılacak en ufak yanlış hatta artırıyorum yanlış olmasa bile yanlış anlaşılmaya müsait hareket, sizi lince götürebilir.
Daha somut olgular üzerine konuşmak adına bir senaryo üzerinden gidelim. Örneğin bir bankasınız ve 20 nisan tarihi için "Mavi" temalı bir kampanya hazırladınız. Televizyonlarda reklam planlandı, gazete ve dergilerden yer ayırtıldı, dijital medya reklamları için bütçe hazır hatta belki de outdoor çalışmalar çoktan yerleştirildi. Fakat 19 nisanda bir parti taraftarlarını aşağılamak veya kötü göstermek için "Mavi" kelimesi kullanıldı. İşte o andan itibaren kucağınızda adeta bir bomba var. Kucağınızda bombayla yapabileceğiniz 2 hareket var.
İlk senaryoda onca emeği bir kenara bırakıp kampanyanızın çıkışını birkaç hafta ileriye ertelersiniz. Çünkü sosyal medya linçleri kısa sürelidir ve ateş söndükten sonra eğer organize bir saldırı yoksa tekrar yanmaz. Fakat milyonlarca liralık pazarlama bütçesini ve devasa bir kampanyayı ertelemek her zaman kolay bir karar olmayabilir. Dahası kısa süre içerisinde karar mekanizmasını hareket geçirmek de mümkün olmayabilir.
İkinci senaryoda ise halk arasında "Yaradana sığınmak" dediğimiz şekilde kampanyayı yayına alırsınız. Dua edersiniz ki sosyal medyada kimse ilk taşı atmasın ve kampanyanız siyasi olayla ilişkilendirilmeden tamamlansın. Bu bir ihtimal elbette fakat bir de diğer ihtimal var. Bir sosyal medya kullanıcısı "X Bankası resmen Y partilileri aşağılıyor, ne demek mavi diye kampanya yapmak" dediği anda olayların işaret fişeği atılmış olur. Üstelik herhangi bir siyasi parti bunu yapmasa bile sizin şirketinizin rakipleri de el altından buna zemin hazırlayabilir.
SOSYAL MEDYA LİNÇLERİ MARKAYA BÜYÜK ZARARLAR VERİYOR
Sosyal medya linci denince aklıma ilk olarak Ülker markası geliyor. Nisan 1 şakası temalı reklamı ile darbe mesajı verildiği iddia edilmiş ve kısa sürede olaylar markaya karşı bir lince dönmüştü. Bu örneği vermemin en temel sebebi asla öyle şey mi olur canım diye düşünmemenizdir. Gofret satarken kendinizi bir anda darbeci iddiası ile linç edilirken bulabilirsiniz.
SOSYAL MEDYA LİNÇLERİNİN SONUÇLARI
İlk olarak linç eğer bir iletişim çalışmanızın üzerine denk gelirse bu çalışma için harcadığınız bütün bütçe çöpe gitmiş olur. Çünkü kimse sizin sunduğunuz ürün ya da hizmetle ilgilenmez. Herkes sizi linç etmek ile meşgul olur.
İkinci olarak boykot çok sık kullanılan bir yöntemdir. Özellikle abonelik temelli bir hizmet sunuyorsanız pek çok kişi aboneliğini iptal edip diğer insanlar için de çağrıda bulunacaktır. Bu yayın hizmetleri, bankacılık hizmetleri gibi alanlarda çok sık görülür. Bu dönemde yaşanan müşteri kaybı markayı büyük zarara sokabilir.
Diğer paydaşları etkileyecek baskılar da en kötüsüdür. Örneğin X Gıda şirketi olarak linç ediliyorsunuz fakat sosyal medyada size ürün temin eden tedarikçiler de hedef alınabilir. Böyle bir durumda peynir üretmek için süt aldığınız çiftlik size artık ürün vermeyeceğini sosyal medyasından duyurup işin içinden sıyrılmak isteyecektir. Özetle sizinle iş yapan insanların sizi bırakmasına sebep olacak derecede ağır bir lince maruz kalabilirsiniz.
Çalışanlar üzerinde yaşanan baskı da lincin bir diğer olumsuz sonucudur. Markanızın çalışanları kendini kötü hissedecek hatta bazıları da markaya karşı tavır alacaktır. Bu durum içeride ciddi bir memnuniyetsizlik dalgasına dönüşebilir.
SEÇİM DÖNEMİNDE MARKALARIN İLETİŞİM ÇALIŞMALARI NASIL OLMALI?
Öncelikle çok dikkatli olmalı ve toplumun her kesiminin hassasiyetlerine dikkat edilmeli.
Markanın iletişim departmanı paylaşılacak sosyal medya postundan TV reklamına kadar her şeyi en ince ayrıntısına kadar incelemeli.
İletişim departmanı sürekli olarak ülkenin gündemini takip etmeli ve verdikleri mesajlar ile ters düşecek bir durumun olmamasına azami dikkat göstermeli. Örneğin "Açlık sebebiyle 3 çocuk hastaneye kaldırıldı" haberiyle ülke çalkalanıyorsa ve o sırada tek gündem buysa sucuk markanızın sosyal medyasına "Mis gibi sucuk" diye boy boy fotoğraflar atmamalısınız. Bunu yapabilmek için de ülke gündemine hakim olmak zorundasınız.
Markanın işbirliği içerisinde olduğu ajans da sürekli olarak gündemi takip etmeli ve iletişim departmanı ile birbirini beslemelidir.
Bu dönemde verilecek mesajların çok derin ve yan anlamları olmamasına dikkat edilmeli. Söylenmek istenen direkt olarak aktarılmalıdır.
Muziplik, cin fikirli olma, dikkat çekme adına bu süreçte çok farklı yönlere çekilecek çalışmalar yapılmamalı.
Hiçbir siyasi görüşe yakın duracak yahut bu şekilde yorumlanabilecek çalışmalar yapılmamalı.
Özetle bu dönemde iletişim çalışmaları az, öz ve ince elenerek sürdürülmelidir.
Hiç yorum yok